29 Nisan 2009 Çarşamba

Yanımda hiç nakit yok!


Kredi kartlarının hayatımıza iyice girmesiyle sık sık duymak zorunda kaldığımız cümlelerden birisi oldu bu laf. Yanında sıfır nakit, her şeyi kredi kartıyla karşılayan adamlar tanıyorum. Nakit taşımak tehlikeli amenna ama her şeye de kredi kartıyla ödeme yapmak hem harcamayı düzensizleştiriyor, hem de bazı durumlarda senin yerine başkası hesap falan ödemek zorunda kalıyor. Ayıp oluyor sonra o arkadaşlara...

İşin ilginç tarafı, bu cümleyi duyduğunuzda aklınıza farklı şeyler geliyor. İnsan bu cümleyi söyleyen kişiye "Yanında nakit yoksa ne var? Düşük riskli devlet tahvili mi taşıyorsun, hisse senedi bonoyla falan mı geziyorsun" diyesi geliyor da, neyse...

Öğrenci Kulupleri öğrencileri(!)



Son zamanlar iyice kafamı taktığım, ben 6 senede okulu bitiremezken, adam gibi derslere girmeden, gün boyu çene çalarak okulu 4 senede nasıl bitirdiklerini merak ettiğim insanlardır. Bilmediğimiz karışımlar, ilaçlar mı içiyorlar acep, eğer içiyorlarsa bize de söylesinler. Kendilerinin yanında mal muamelesi görmek istemiyoruz, zaten hepsi birbirinden zeki, pırlanta gibi çocuklar, aramızda büyük farklar mevcut, bari bu fark açılmasın. Di mi ama?


Bu arkadaşları kulübe üye olmayı veya direkt kulüp açmaya iten en büyük etmen, hatun düşürme iç güdülerinin yanında okulun ilk zamanlarında uzandıkların çimenlerin vücuda olan etkisidir. Nasıl yani diyeceksiniz, bal gibi diyeceğim ben de. Madem üniversiteli oldum, hemen çimenlere uzanayım, angut angut hareketler yapayım, derslere girmeyim ama tüm hocaları tanıyım, onların arkalarını yalayım diyen arkadaşların tamamına yakını kültür kulubu, zart kulubu zurt kulubü gibi yerlere üye olmakta. Kültür kulubü demişken, burada takılan arkadaşların çoğunda öyle bir kültür vardır ki anlatılamaz, o derece yani. Bilgi yarışmalarına girseler, amerikalı sade vatandaş John Carpenter gibi telefon joker hakkını son soruda pedercağızlarını aramak için kullanırlar. Ne bileyim belki de okuldan kankilerini ararlar. Allah bilir orasını. Ayrıca "pardon yaaa sen kaçıncı dönemsinnnnnn" tarzı soruları bu şekilde sormaları bildikleri yabancı dillerin çeşitliliğinin bir yan etkisinden başka bir şey değildir.

Okuduğunuz bölümle ilgili kulupleri ise "dahi" diye tabir edebileceğimiz kişiler mesken tutar. Mesela İşletme Kulubü...Burada aktif rol alan arkadaşlar geleceğin CEO'larıdır, her ne kadar "abi dolar çok arttı bu aralar" tarzı yorumları bizi tatmin etmese de, geleceğin birer yönetim uzmanı, finans duayenleridir bu arkadaşlar. Öyle olmayacaklarsa hocaların, bilhassa seminere gelen firmaların arkasından niye koşuyorlar di mi?


Organizasyon konusunda da Dünya Sağlık Örgütü'nde aktif rol alacak derecede başarılıdır bu arkadaşlar. Dostum hadi bir şeyler ayarlayalım, hem cebimiz dolar (istisnalar hariç tabi) hem de okulun tamamını tanıma hedefimiz için önemli bir adım atmış oluruz diye düşünürler. Evet, okulun tamamını, çirkin ve fakir kızlar-erkekler hariç, tanımak, sosyal bir birey olarak en büyük görevleridir. Tanışma makinesidir bu arkadaşlar, facebook'da bile 500-600 arkadaşları vardır.


Sosyal sevgi pıtırcıkları sizi...Seviyorum hepinizi

25 Nisan 2009 Cumartesi

Murphy Kanunları Tam Gaz vol.1

Hayatımın her anına giren Murphy Kanunları'ndan artık gına gelmiş bulunmakta. En ufak şeyde bile işlemese olmaz sanki. Şu sıralar çalıştığım yerde kullandığımız destek telefonunda da etkilerini göstermekte. Saatlerce çalmayan telefon, tuvalete veya yemeğe gittiğiniz zaman çalmaya başlıyor. Evet tesadüf ama her gün de olmaz ki kardeşim!

Özellikle bugün test ettim. Akşam vardiyasındayım ve 16-18.30 saatleri arası 1 kere bile çalmayan telefon, hevesle yemeğe oturduğum anda çalmaya başladı. E artık yuh yani, bunun mantıklı bir açıklaması olmalı!!

24 Nisan 2009 Cuma

Serenade


70'lerin en popüler şarkılarından birisi olan bu parçaya hangi bara gidersem gideyim denk gelmezsem günlerim iyi geçmiyor, rahatsızlanıyorum, cırcır oluyorum...
Geyik bir yana, adamlar yapmış dedirten bir parçadır. Enerji vermede üstüne yok.İnsanın duyduğu anda hoplayıp zıplayası geliyor. Amma velakin çok kısa bir parça, 3:11 süresi tatmin edici değil, Steve Miller ve grubu bizleri çıldırtmadan önce bunu hesaba katmamıştı sanırım.
Ayrıca hayatımda tanışmak için hayvani can attığım malum kişiyle ilk muhabbetim sırasında winamp'ımda bu şarkı çalıyordu, onun için benim açımdan önemi büyük bir parça olmuştur. Her barda playlistte bulunması da benim bu anımın depreşmesine neden olmakta...Tatlı bir depreşik ama...Ne bileyim belki de ileride duyunca üzüleceğim. Allah korusun!!

23 Nisan 2009 Perşembe

Müdür ayakkabısı


Balta girmemiş Amazon ormanlarından özenle toplanmış kauçuktan yapılma tabanıyla, dünyanın en sessiz ayakkabısı ünvanına sahip, müdür beylerin personelin tepesine çaktırmadan binmesi için üretilmiş bir ayakkabıdır. İstanbul'da bilhassa Gedikpaşa'da bulabileceğiniz bu ayakkabı hem rahatlığıyla, hem ses çıkarmamasıyla sevenlerini mest etmektedir.
Bu ayakkabıyı giyen müdürler, bir anda personelin ensesinde bitebilirler. Sessizce ve sinsice kim ne bok yiyor, yerinde öğrebilirler. Yani personel bilgisayarda ne yapıyor ne ediyor diye öğrenmek için çeşitli programlara dünyanın parasını dökmek gereksizdir, siz de bu tarz bir ayakkabı edinin, çalışanlarınızı milliyet.com'da çıplak fotoğraflara bakarken yakalayın.

Facebook foto altı yorumları

Bir erkeğin bir kızı (tam tersi de olabilir) tavlaması illa bu facebook foto altı yorumlarına mı kalmış anlamış değilim..."ayy çok güzel çıkmışsınnn", "bu ne güzellik böyle" tarzı, gayet yapmacık yorumlarla hatun düşürme çabasında bulunun arkadaşları takdir ediyorum. Bu şekilde amacına ulaşabilen de var mı bilmiyorum.

Kafayı taktığım yorumlar tarzlarına göre şu şekilde:

- Yukarıda da belirtildiği gibi, hötöröt bir şekilde, süpersin, muhteşemsin, tam yalamalıksın tarzı yorumlar en bilinenidir.

- Aykırı gidenler vardır bir de. "Dur şu kıza bi laf sokayım da, dikkatini bana çeksin" modunda olan arkadaşlar var. Onların da yorumları; "bence güzel bir resim değil", "arkadaşlar bunda ne var beğencek", "bok gibisin afedersin" şeklinde olmaktadır ki, yukardakilerden farkı sadece amaç denklemleri marjinaldir.. Yani amaç yine aynı.

- Bir de, arkadaş listesine eklenir eklenmez fotolara yorum yapanlar vardır. Dur oğlum tabakhaneye bok mu yetiştiriyorsun...Çakallığın da bu kadarı pes yani. Bunun da örneği çoktur. Rastladıkça yazıyorum bu arkadaşların isimlerini bir köşeye. Lazım olur ilerde.

21 Nisan 2009 Salı

Medeniyet mesafesi
















Sırada beklemekten nefret eden biri olarak uzun zamandır şu banka ve akbil kuyruklarında rastladığım bir öküzlüğe kafam takılmakta. Sadece bana mı denk geliyor bilmiyorum ama, sıra beklerken kaale alınmadığımdan mıdır, yoksa uzayda yer kaplamadığım iddiasından mıdır nedir, öndekiyle araya koyduğum medeniyet mesafesi illa bir başkası tarafından tacize uğruyor. Benim de sırada olduğumu illa ışıklı tabelayla falan mı göstermem gerek, ya da o mesafayi oluşturmayıp öndekinin götüyle yapışık ikiz modunda mı beklemem gerek anlamış değilim...